Gerçek ve inanılmaz bir hikaye..
16 milyonda 1 ihtimalin gerçekleştiği o kaza
Tarih 1971’in Noel arifesini gösteriyordu. Peru, Lima Havalimanı’ndaki kalkıştan yarım saat sonra bir yolcu uçağına Amazon’daki yağmur ormanlarının sınırındaki Pucallpa üzerinde yıldırım çarptı. Yıldırımın yakıt tanklarından birini vurması üzerine burun üstü düşmeye başlayan uçağın 92 yolcusu ve mürettebatı hayatını kaybetti. Kazadan sadece bir kişi kurtuldu.
17 yaşındaki Juliane Koepcke, pencere kenarında annesinin yanında oturuyordu. Uçak düşmeye başladığında annesi bir anda yok oldu. Koepcke kafasının üstüne düştüğünü ve emniyet kemerinin karnına battığını ağaçların da etrafını çevrelediğini hatırlıyor. Bilincini kaybeden Koepcke, ertesi sabah kendine geldiğinde toprakta yatıyordu. Düşüşte sadece köprücük kemiği kırığı, bacağında bir yara ve kolunda bir kesik olan Koepcke ayağa kalkıp yürüyebilirdi. Ancak uçak kazası sorunların sadece başlangıcıydı. Kazadan kurtulan Koepcke yağmur ormanlarında tek başına kalmıştı. Böcekler, vahşi hayvanlar, yağmur ormanlarının nemli ortamı gibi bir sürü olumsuzlukla baş etmesi gerekiyordu. Üstelik hayatta kalmasını sağlayacak hiçbir araç gereci yoktu. İnce bir elbise ayağındaki sandaletler onu koruyamazdı. Ancak kazadan tam 10 gün sonra 3 Ocak 1972 Koepcke, üç orman işçisi tarafından bulundu.
HİÇ TERAPİ GÖRMEDİ
Elbette hikayesi tüm dünyaya yayıldı. O ayın sonunda ülkesi Almanya’daki Stern Dergi’nde ilk röportajı yayınlandı. Koepcke artı dünya çapınıda tanınıyordu. 1974’te sıra dışı kurtuluşu Miracles Still Happen (Mucizeler hâlâ gerçekleşiyor) adıyla filme çekildi. Fakat Juliane Koepcke fazla ilgiden sıkılmıştı. Gazetecileri uzaklaştıran koepcke tam 40 yıl boyunca ortadan kayboldu. Kazayla ilgili hatıralarından oluşan “Gökyüzünden Düştüğüm Zaman” adlı kitap geçen yıl önce Almanya’da yayımlandı. Önümüzdeli Mart’ta da İngiltere’de yayımlanacak.
Münih’te yaşayan ve Devlet Hayvan Bilimi Koleksiyonu’nun baş kütüphanecisi ve müdür yardımcısı olan Koepcke, bugün 57 yaşında. 1989’da kocası Eric Diller ile evlendi. Koepcke ilk bakışta çok normal biri gibi görünüyor ancak kazanın yarattığı travma çok derinlerde bir yerde duruyor. Yıllarca hep aynı rüyayı gördü: Karanlık bir yerde duvara çarpmamak için koşturuyordu kulaklarında ise uçağın motor gürültüsüne benzeyen bir ses vardı. Hiç terapi görmeyen Koepcke’nin annesinin ölümünü atlatması tam 10 yıl sürdü. Koepcke’nin en yakını Werner Herzog’tu. Film yapımcısı Herzog, filminin orman sahneleri çekimi için Pucallpa’ya giden aynı uçağa binmek istemiş fakat bilet bulamamıştı. 1998’de Koepcke’yi Umudun Kanatları adlı belgesel filmi için uçağın düştüğü yere götürdü. Koepcke, “Herzog’un olaya yaklaşımı benim için için en iyi trepi oldu” diyor. sonunda Herzog sayesine hikayesini en doğru şekilde anlatabilen Koepcke geçmişiyle de barıştı.
MEZUNİYET BALOSU LANSA UÇAĞINA BİNDİRDİ
154’te doğan Juliane iki Alman hayvan bilimci Hans-Wilhelm ve Maria Koepcke’nin tek çocuğu. Lima’daki Javier Prado Doğal Tarih Müzesi’nde çalışan ailesi 1968’de Amazon Ormanları’ndaki Panguana’da çalışmak için Lima’dan ayrılır. Juliana’da adeta orman çocuğu gibi büyür. Belki de ormana alışık olması ve ailesinin öğrettikleri kazadan sonra ormanda sağ kalmasını sağlamıştır. Ancak Jaliane 1970’te eğitimin tamamlamak üzere Lima’daki Alman Okulu’na gider. Aralık 1971’de sınavlarını vererek mazun olur. Annesi 19 veya 20 Aralık’ta Panguana’ya dönmek ister ama Juliane 22 Aralık’taki mezuniyet balosu için kalmak ister. Anne ve kızı Lansa uçağına binmek zorunda kalırlar çükü Noel arifesindeki tüm diğer uçaklar doludur. Babası Lansa’nın kötü ününden dolayı uçmalarını istemez.
JULIANE NASIL HAYATTA KALDI?
Lansa’nın kötü şöhreti filodaki Lockheed yapımı L-188 Electra tipi turboprop pervaneli uçaktan kaynaklanmaktadır. Bir yıl önce de aynı havayoluna ait 502 sefer sayılı aynı tip uçak Cuzco’daki kalkıştan sonra kaza yapmış 100 yolcunun 99’u hayatını kaybetmişti. 24 Aralık’taki uçuşta inişe 15 dakika kala her yer karardı diyen Koepcke yıldırımın düştüğü dakikalarla ilgili şunları anlattı: ”Türbülans çok kötüydü. Baş üstündeki dolaplardan eşyalar düşüyordu, insanlar ağlamaya va bağırmaya başladı. Sonra kanatta parlak bir ışık gördüm. ‘Annem her şey bitti’ dedi.”
Koepcke’nin kazadan nasıl sağ kurtulduğuyla ilgili 4 teorisi var. İlki fırtınanın güçlü etkisinin düşerken yavaşlamasını sağladığı, ikincisi oturduğu üçlü koltuğun yaprak gibi savrulması, üçüncüsü ağaçların düşüşünü yavaşlatması dördüncüsü de oturduğu koltukla ağaçlara çarpınca sanki bir bottaymış gibi orman toprağına yavaşça indiği. Juliane’nin bir diğer şansı ise düştüğü yerin nasıl hayatta kalınacağını çok iyi bildiği bir ortam olması.
(Alıntıdır)