Whisper tarafından yazılan gönderiler

    Bir Güzel konu daha ekkleyelim,

    Yağmur yağarken koşanların daha çok ıslanacağını ileri süren, insanı yağmurda sallana sallana dolaşmaya iteleyen bir görüş ile hiçbir şey fark etmeyeceğini iddia eden bir başka görüş ortada dolanıp durmaktadır.

    Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.

    'Yağmurda yürüyünüz' diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını ileri sürerek 'ahmak ıslatan' diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.

    'Koşunuz!' görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır.

    Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.

    Şüphesiz bu Önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.

    El olağım evde kaldı:tembel kişi için denir
    İçi akdört olmak:mide bulanması,tiksinmek
    Yılan eniğini kaybetse bulamaz:dağınık ev için söylenir
    Fasdaklama:işi özentisiz yapma,kolaya kaçma
    Hengame:Karışık ortam,durum-iş çokluğu
    Sacırak:saç ayağı
    Palaspandıras(alelacele
    Musallat:birine çatma,uğraşma
    Barı:ağaç dalları vb.şeylerle sınır çizme,duvar meydana getirme
    Çiğmer:sert kaya parçası
    Duluk:yanak,çene
    Sumsaklama:yumruk atmak
    Gınnap.kendir ip

    YAY,OKÇULUK DEDİK EKLEYELİM O ZAMAN :thumbup:
    Dördüncü Murad, Üçüncü Selim ve İkinci Mahmud Osmanlı döneminin iz bırakan Padişahları arasındadırlar. Dördüncü Murad iç isyanları bastırma konusunda gösterdiği kararlıkla ve Bağdat'ı fethetmesiyle, Üçüncü Selim ve İkinci Mahmud da daha çok yenilikleriyle ön plana çıkmışlardır. Ama biz burada onları bir başka yönleriyle tanımak istiyoruz. Mesela, Dördüncü Murad'ın iyi bir sporcu olduğunu biliyor muydunuz ?
    İyi kılıç kullanan, iyi ok ve mızrak atan Dördüncü Murad bunu çok çalışmasına ve düzenli olarak spor yapmasına borçluydu. Ağırlık kaldırmada üstüne yoktu ve 260 kiloya yakın gürzlerle idman yapardı. Böyle olunca da pazuları ve kasları oldukça gelişmişti. İri yarı, güçlü kuvvetli bir adam olan Silahdarlık görevinde bulunan Musa Paşa'yı kuşağından kavradığı gibi havaya kaldırıp dolaştırdığı ve hiç yorgunluk duymadığı biliniyor.
    Zamanın Hind elçisi bir gün Dördüncü Murad'a gergedan derisinden yapılma bir kalkan getirir ve bu kalkana kurşun ve ok işlemediğini söyler. Dördüncü Murad bunu denemek ister ve kalkanı uygun bir yere koydurduktan sonra "harbe" adı verilen kısa mızrağı fırlatır. Harbe bu kalkanı deler geçer. Hemen ardından yayıyla gerdiği okunu fırlatır ve kalkanı yine deler. Hind elçisinin mahçubiyetini düşünebiliyor musunuz?
    Derler ki, Dördüncü Murad'ın fırlattığı ok tüfek mermisinden daha hızlı giderdi. Nitekim Okmeydanı'nda fırlattığı ok 706.5 metre uzağa gitmiş, oraya Dördüncü Murad adına bir nişan taşı dikilmiştir.
    Peki ya Üçüncü Selim'le İkinci Murad?
    Dördüncü Murad döneminde belki okçulukta "dünya rekoru" sözü edilmiyordu ama, Üçüncü Selim bu konuda dünya rekortmeni olarak adını tarihe yazdırmayı başardı. 1798 yılında ve Üçüncü Selim 37 yaşında iken yayını ayağı ile gerdirdikten sonra oku fırlatıyor ve bu ok tam 888 metre 86 santim uzağa düşüyor. Bu, "dünya rekoru" olarak tescil ediliyor. Aradan 161 yıl geçiyor ve Amerikalı Don Lauvre Üçüncü Selim'in bu rekorunu kırmak istiyor. Büyük iddialarla herkesi başına topluyor; ayağıyla yayı geriyor, geriyor ve okunu fırlatıyor ama bu ok ancak 856 metre 91 santim uzağa düşüyor. Yani Üçüncü Selim'in fırlattığı mesafeden yaklaşık 32 metre daha az!
    Don Lauvre bir de ayakta atış yapıyor ve bu atışta ok 777 metre 85 santim uzağa düşüyor. Oysa, 1808 yılında Osmanlı tahtına çıkan İkinci Mahmud Amerikan elçisinin de bulunduğu bir törende oku 792 metreye fırlatmıştı.
    Demek ki, oturarak ve ayakta gerdirilen yayla ok atışında dünya rekoru Üçüncü Selim'e, ayakta yapılan atışta da İkinci Mahmud'a ait.

    TÜRK YAYI

    Türk yayı ve oku.Tarihin en popüler savaş silahının biz Türklerde olduğunu tüm Dünya biliyor.Seferlerde elde edilen başarıda ise küçük ama etkili olan yaylarımız en büyük etken.Tabi okuduğumuz kadarıyla bu etkili silahı devreye sokan ise Türk savaşçılar ve küçük seri atları.Atlarımız genelde çıplak ve ayaklarla dizlerle yönlerdirilecek kadarda eğitimli,yay ve oklarımız ise at üstünde kullanılmaya müsait küçük ama etkili.

    Çok zor ve meşakkatli olan Türk yayı yapımı ise maalesef bu zamanda en iyi Macarlar tarafından yapılıyormuş buda işin kötü yanı.Macar yay yapımcısı,mesleğinin bu olduğunu ama tarihe baktığında ise Türk yayının çok öne çıktığını ve duyduklarıyla okuduklarıyla merak uyandıran yayı yapmaya başladığını söylüyor.Boğazın bir tarafından öbür tarafına ok atılımış buda efsane değil yayı yapıyorum ve marifetini gördüm diyor.
    Yayın yapımı ise 1 yıldan fazla sürüyor çünkü sadece 1 yıl bekleme müddeti var.
    Yüzünüze bakan yayın içine manda boynuzu tabaka haline getirilip yapıştırma işlemi yapılıyor ve yay için kullanılan ağacın direncini artırıyor.Manda boynuzu en dirençli olan boynuz.Yaya eklenen yine manda aşil tendonu var.Buda bağlantı yerlerinin dayanıklığını artırmada kullanılıyor.

    Tutkal ise özel ve en güçlü olanı.Balık tutkalı..

    Türk -Osmanlı- Yayının yapımında kullanılan tutkal; yayın tüm bileşenlerini birarada tutan,yaya esnekliğini ve yüzyıllarca sürecek mukavemetini kazandıracak olan Dünya'nın en kuvvetli organik yapıştırıcısıdır.
    Tutkalı hazırlamak sabır isteyen bir iştir. Dünya'nın bilinen en iyi ve en kuvvetli organik yapıştırma maddesi balık tutkalıdır. Bir çok çeşidi vardır.
    Tutkal sürülmeden önce tutkalın sürüldüğü yer mümkün olduğunca ılık olmalıdır.
    İyi yapışkan sonuçları için düşük yoğunluk fakat kat kat sürerek tahtanın içine yapışkanın emmesini sağlanır. Tutkalın ve sürüldüğü yerin sıcak olması gerek her zaman.
    Mersin Balığının hava kesesi kullanılır ; Balık hava kesesi (bladder) ince parçalara bölünüp 60-70 derecede sıvılaştırılır sonra kendi halinde soğumaya bırakılır ve soğuk olarak saklanır

    Eza:kibrit,
    Eza birde tırnak kenarlarında kalkan deriye denir
    Zağar:küçük boylu,ufak
    Motur:traktör
    Kele:yetişkin dana,acemi öküz
    Lula:borudan çeşme ağzı
    Kürs:karın bir yere yığılması sertleşmesi
    İlik:düğme
    Çırpma:silkeleme,başın sıkarak toplanması
    Şarpı:eşarp
    Zöğümlü:burnu havada,kendini beğenmiş
    Dilbaz:laf bilen,çok konuşan
    Mugallit:komik,şakacı kişi
    Kekrimsi:tadı acıya çalan içecek
    Kelik:arka tarafları kesik lastik ayakkabı
    Laylon:naylon
    Gavzınmak:kaşınmak
    Gıvzınmak:bir yerde dönüp durmak
    Öndüç:ödünç
    Debirdek:trampet
    Süsme:yüz üstü kayarak düşmek
    Şabbaz:çalışkan,iş bilen
    Öğürmek:kusmak
    Hayat:üstü kapalı ev girişi
    Talis:dokuma çuval
    Harar:kendirden-kıldan dokunma büyük çuval
    Öküz öldüren:çok ağır

    MARPUÇCU RÜSTEM EFENDİ
    Olay istanbul'da geçiyor,gerçek bir hikayedir..
    iki öğretmen arkadaş yemek saati için birlikte dışarı çıkıyorlar.günlerden cuma ve matematik öğretmeni namazını devamlı kılıyor ve arkadaşına yemek yedikten sonra cuma namazına gitmeyi teklif ediyor.Edebiyat öğretmeni ise namaz kılmayı bilmediğini ve camiiye pek gitmediğini söylüyor,gitmek te istemiyor.
    Matematik öğretmeni arkadaşını cuma namazına gitmeye ikna ediyor ve etrafındakilere bakarak problem yaşamadan namazını kılabileceğini söylüyor.

    Cuma namazı için camiye giderler.Edebiyat öğretmeni utana sıkıla,sağa sola bakarak namazını kılmaya başlar.Hoca ile farza durduklarında ise yanında bir kişi belirir,öğretmen yanında duran kişinin elbisesine,çoraplarına göz ucuyla bakar ve içinden''şuna bak böyle müslümanlık mı olur?her tarafı pis ve çamur ne biçim insan bu?''diyerek namazını kılmaya devam eder.
    Öğretmen yanında duran kişiyi kafasına taktığından yüzünü de çok merak eder ama göz ucuyla bakmaya çalışsa da anca omzunu görür.Uzun boylu dev gibi bir insan olduğunun farkına varır.
    Yüzünü çok merak ettiğinden''nasıl olsa selam verirken görürüm'' der.Selam verirken iri yarı adamın omuzlarını anca görebilir ama saç sakal karışık bir durumda olduğunu fark eder.Yine temiz olmayan bu kişinin
    durumunu yadırgar daha çok sinirlenir.
    Namazını alel acele kılıp en önce dışarı çıkar beklemeye başlar.Çıkanlar arasında o kişiyi göremeden arkadaşı çıkar "haydi gidelim"der.Edebiyat öğretmeni''sen bekle hele ne biçim insanlar namaza geliyor bak bakalım,böyle namaz mı kılınır?böyle müslüman mı olur?''diyerek arkadaşına çıkışır.Camiden herkez çıkar ama beklediği sakallı iri yarı adam çıkmaz,merakla beklerken hoca kapıyı kapatmaya çalışırken eline sarılır''içeriden birinin daha çıkması lazımdı,bakalım içeri hocam''der.
    Hoca içeride kimsenin olmadığını söyleyip,birde onları içeri davet eder, bakarlar kimse yok,şaşkın bir şekilde arkadaşına birinin olduğunu ve durumununda namaz için hiç müsait olamadığını anlata anlata okula kadar gelirler.Arkadaşı" hayal görmüşsün sen" diyerek birde alay eder.öğretmen kafası karışık bir şekilde derse girer,O şaşkın durumda elinden geldiğince ders anlatır ama aklından da dev gibi adamıi çıkaramaz.
    Aklını tam toplamaya derse adapte olmaya başladığında arkalardan bir ses ''hocam''deyince iyice çileden çıkar,kızar.neden dersi böldüğünü öğrenciye sorar ve öğrencinin elinde tuttuğu yırtık,eski kitabı görür.
    Öğrenci yolda buldum ve müsade ederseniz size göstermek istiyorum der.Gerek yok neymiş o?oku bakalım der.
    Öğrenci okumaya başlar..

    Balkan harbi zamanında marpuçcu rüstem efendi diye biri varmış,marpuç yapar geçimini bu yolla kazanırmış.elinde marpuçunuda tesbih gibi sallayarak dolaşırmış.İri yarı bu dev gibi adam abdesini namazını hiç bırakmazmış.Savaş iyice kızışmış ve herkezi ihtiyaç olduğundan askere çağırmışlar.Rüstem efendide gönüllü savaşa katılmak üzere köyden ayrılmış ve cepheye gitmiş.
    Komutanları genç çocukların yanında bu dev adama sorumluluk verip onların eğitimini de rüstem efendiye bırakmış.günler sonra bunlar da savaşa katılmışlar.rüstem efendi bir elinde marpuçu bir elinde silahıyla ''yürüyün yiğitlerim''diyerek en önde düşmanı yara yara ilerliyormuş.Gençler bu dev adamla olmaktan hem mutluluk hemde güven duyuyorlarmış.Genç askerlerden birisi süngü süngüye savaşırken çok zor durumda kalıyor ve silahını düşürüyor ama düşmanının elinden tutmaya ve direnmeye devam ediyor.Bir ara mücadele ederken Rüstem efendiyi görüyor ve ''yetiş ağam''diyor.Rüstem efendi düşmanı yara yara
    ilerlerken gencin durumunu görüp ''geliyorum yiğidim''diyor.rüstem efendi marpuçunu sallaya sallaya ilerlerken birden gözden kayboluyor,genç hem şaşırıyor hem korkuyor düşmanına direnmeye çalışıyor.ama bu dev adama büyük güven duyduğundan seslenmeye devam ediyor.İyice yorulup düşmanına yenik düşecekken''yettim yiğidim''diyerek,Rüstem efendi gelir bir anda,genci düşmanının elinden kurtarır.
    Genç hem sevinçle hemde şaşkın şaşkın ''ağam nereye kayboldun''diye soruyor.Rüstem efendi gülerek''ezan okundu evlat,namaza gitmem,cemaate katılmam gerekliydi''diyor..
    O zamandan bu zamana hala Rüstem efendinin bazı camii ve mescidlerde namaza geldiği ve görüldüğü söylenir..
    Edebiyat öğretmeni çocuğun lafı biter bitmez ''işte bu adam''diyerek çocukların şaşkın bakışları arasında kitabı çocuktan kapıp, koşa koşa matematik hocasına gider ve yazarı belli olmayan bu eski kitabı gösterir.
    '' oku bak, bana inanmamıştın,bu adam işte''der

    Yağırnı:sırt
    Yatsılık:geç saatlerde yemek,içmek
    Badas:harman döküntüsü,tahıl,saman,toprak karışımı
    Bükmek:döndürmek,sıkmak
    Tokeç:çamaşır yıkamak için kullanılan ağaç
    Biz:ucu sivri çivili sopa,bıçak ile oynanan eski bir oyun
    Kesik:sütün kaynarken bozulması ile elde edilen
    Irlangeç:salıncak
    İşgil-işgillenme:şüphe,şüphelenme
    Netameli:uğursuz,aksi giden iş
    Sivtinmek:kaşınmak
    Şalak:karpuz
    Büngüldemek:su için kullanılır,çok güçlü akmak,fışkırmak
    Eşinme:bir şeyi karıştırma
    Garmak:genelde su kullanılarak yiyeceklerin karışması-yal,haşhaş,kepek,yem
    Sünmek : Uzanmak,uzamak

    Bir büyük hükümdar ve adıda Kanuni Sultan Süleyman.Aklına insanın neler gelebilir?Nekadar güçlü olduğu,büyük bir devlet adamı olduğu,her istediğini elde etmesi[yeterki istesin]Lakin böyle bir insanın domates,patetes yemeden,tütün içmeden bu dünyadan göçtü gitti desek.1800 lü yıllarda patetes 1700 lü yıllardada dometes topraklarımızla tanışmış.
    Tütün ise C.Colomb tarafından keşiflerde bulunmuştur.Yerlilerin yaptıkları ayinlerde içtikleri tütün 1500 de brezilya 1 yıl sonrada ispanyada kullanılmıştır.Önemli bir aileden olan perez tütün içtiğinden engizisyon tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştır.

    1601 ve 1605 yıllarında cenevizliler,ingilizler tarafından ticaret yolu olarak kullanılan İstanbul yoluyla bizim topraklarımızla tanışmıştır.
    Tabiki tiryakilik ve içme teknikleri ise bambaşka.Eskiden çubukla içilirmiş ve yanında bulunan kişiye çubuk omuz hizasının altına doğru uzatılırmış.
    Üstten uzatmak büyük ayıp kabul edilirmiş.

    Nargile içenler bilir lakin ne derece ayıptır siz düşünün şimdi yine hoş görülebilir ama eskiden nargile ateşinden sigara yakmak cinayet sebebi olarak kabul edilirmiş.Enfiye çekmek ise popüler onunda yakılmış tütün olduğu malum ilginçlik ise bence bizim enfiye adını kullanmamız(arapça)araplarında burun otu olarak kullanması(Türkçe).Eskidende bizde terslik varmış.
    Duhan vergisi adı altında alınan verginin tahsilatıda bir daha bir ilginçmiş.Halkın peşinde gizlice dolaşır ve süphelilere ateş sorarlarmış,kullanılan eski zincirli çakmağın altında kurşundan osmanlı mührü olmazsa kaçak içici gibi ceza elinize tutuşturulurmuş.

    Kahve olayına bakarsak Türk için kahvenin önemi ise bambaşka,boşuna kahve kültürü denmemiş.Kahve içmenin adabı var pişirmenin adabı usulu var.Bilinen 27 çeşit kahve pişirme tekniği var.Kahvenin bizimle tanışması 1554 olarak biliniyor.Habeşistan ve yemenden gelen kahvenin Türkler yoluylada batıya viyana kuşatması esnasında tanıştırılması geliyor.
    Kahvenin eskiden siparişi ise daha bir alem.Özellikle kahve ustalarına köpüğün ne tarafta olması gerktiğini bile söylemek abesle iştigali.Sade ve şekerli olarak içilen kahveye biz birde orta şekerli eklemişiz.

    Meteorolojik Uyarı

    Tarih: 30 Mart 2017 PerşembeSaat: 12:00Uyarı No: 77Uyarı Kodu: Normal
    Marmara, Kuzey Ege ve Batı Karadeniz' de fırtına bekleniyor.
    Beklenen Hadise
    Fırtına
    Beklendiği Yer
    Rüzgarın; yarın (Cuma) Marmara, Kuzey Ege ile Batı Karadeniz kıyı kesimlerinde fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden yaşanabilecek
    olumsuzluklara karşı (Ulaşımda aksamalar, çatı uçması vb.) dikkatli olunması gerekmektedir.
    Başlama-Bitiş Zamanı
    31.03.2017 06:00-31.03.2017 20:00
    Hadisenin Şiddeti
    Fırtına
    Oluşması Muhtemel Riskler Çatı Uçması - Ağaç veya Direklerin Devrilmesi - Ulaşımda Aksamalar

    BATI KARADENİZ
    Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde Bolu çevrelerinin hafif sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; sabah saatlerinden itibaren kıyı kesimlerinde
    kuzey ve kuzeydoğu yönlerden fırtına (40-70 Km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.
    BOLU °C, 14°C
    Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde hafif sağanak yağışlı
    KARABÜK °C, 18°C
    Parçalı bulutlu, zamanla çok bulutlu
    SİNOP °C, 10°C
    Parçalı bulutlu
    ZONGULDAK °C, 10°C
    Parçalı bulutlu, zamanla çok bulutlu
    ORTA ve DOĞU KARADENİZ
    Parçalı ve çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
    GİRESUN °C, 12°C
    Parçalı, zamanla çok bulutlu
    ORDU °C, 11°C
    Parçalı bulutlu
    SAMSUN °C, 10°C
    Parçalı bulutlu
    TRABZON °C, 12°C
    Parçalı, zamanla çok bulutlu
    graphe3_1000___31.6061_40.7358_Bolu.gifgraphe3_1000___39.7269_41.005_Trabzon.gif

    Meteorolojik Uyarı

    Tarih: 30 Mart 2017 PerşembeSaat: 12:00Uyarı No: 77Uyarı Kodu: Normal

    Marmara, Kuzey Ege ve Batı Karadeniz' de fırtına bekleniyor.
    Beklenen Hadise
    Fırtına
    Beklendiği Yer
    Rüzgarın; yarın (Cuma) Marmara, Kuzey Ege ile Batı Karadeniz kıyı kesimlerinde fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (Ulaşımda aksamalar, çatı uçması vb.) dikkatli olunması gerekmektedir.
    Başlama-Bitiş Zamanı
    31.03.2017 06:00-31.03.2017 20:00
    Hadisenin Şiddeti
    Fırtına
    Oluşması Muhtemel Riskler
    Çatı Uçması - Ağaç veya Direklerin Devrilmesi - Ulaşımda Aksamalar

    Parçalı, doğusu zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde Bilecik çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
    Rüzgarın; ilk saatlerden itibaren kuzey ve kuzeydoğu yönlerden fırtına (40-70 Km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.
    BALIKESİR °C, 14°C
    Parçalı, zamanla çok bulutlu
    ÇANAKKALE °C, 16°C
    Parçalı ve az bulutlu
    EDIRNE °C, 17°C
    Parçalı ve az bulutlu
    ISTANBUL °C, 15°C
    Parçalı ve az bulutlu
    graphe3_1000___29.9793_40.1419_Bilecik.gif

    Parçalı ve çok bulutlu, İç Ege ile zamanla İzmir, Manisa, Aydın ve Muğla çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği, Rüzgarın; Kuzey Ege'de ilk saatlerden itibaren kuzey ve kuzeydoğu yönlerden fırtına (40-70 Km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.
    A.KARAHISAR °C, 13°C
    Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı
    AYDIN °C, 21°C
    Parçalı çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı
    IZMIR °C, 20°C
    Parçalı çok bulutlu, ilk saatlerde sağanak yağışlı
    KÜTAHYA °C, 14°C
    Parçalı çok bulutlu, ilk saatlerden itibaren aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
    graphe3_1000___27.8396_37.845_Aydin.gif