Whisper tarafından yazılan gönderiler

    Naha guzuñu göreñ, evine vareñ de gatmerini yiyeñ işallah hemi (evlada)
    Allah ağız tadıyla yedirmek nasip eylesin
    Allah ağzının tadını bozmasın
    Allah azada noksansız versin. (hamileye)
    Allah bağışlasın
    Allah çok verip azdırmasın, az verip gezdirmesin
    Allah geçim-dirlik versin
    Allah tuttuğunu altın etsin
    Allah zihin açıklığı versin. (öğrenciye)
    Allah, acı keder vermesin.
    Allah, ekmeğini yağlı etsin.
    Allah, evladının ekmeğini yedirsin.
    Allah, tuttuğunu altın etsin.
    Döllü, döşlü olsun. (evlenene)
    Geçmişlerinin canına değsin. (Bir yiyecek ikram edene)
    Öldüğünde önüne gelsin. (Bir yiyecek ikram edene)
    Soyun yeşersin.
    Su gibi aziz ol. Su gibi ömrün olsun. (Su ikram edene)
    Anıtkaya’nın çeşitli yönlerdeki mevkilerine verilen isimler de çok ilginçtir. Oldukça eski zamanlarda verildiği belli olan bu isimlerin çoğunun işaret ettiği mana anlaşılamamaktadır. Bu yer adlarının hemen hepsi isim veya sıfat tamlaması

    Deyimler

    Ağzına kılığına bakmadan : Boyundan büyük işlere karışanlar için söylenir.
    Anası yapılı : Karakter ve davranışları bakımından annesine benzeyen. Bu deyim genellikle olumsuz benzetmelerde kullanılır.
    Angı bengi olmak : Hayal kırıklığına uğramak, çok şaşırmak.
    Anıza bastın, kara bastın : Yaz mevsiminden sonra hemen kışın bastırdığını anlatan bir deyim.
    Bir sürüyor, biri sürgülüyor : İki kişinin anlaşarak başkalarını çeşitli yalanlarla aldatması.
    bir kesere kulp olmak : işe yaramak
    Canını sevdiğim : Tabiat olayları karşısında, Allah’ın birer yaratığı olan yağmur, kar, rüzgar, bulut, dağ vs. gibi varlıklar için, onlara saygısızlık yapmamak gayesiyle bu söz kullanılarak hitap edilir.
    dede gülü : ilerleyen yaşlarda sahip olunan çocuk
    Dul karı çocuğu gibi : Lüzumsuz yere çok konuşan.
    Düğün arpasıyla at tavlanmaz : Geçici işlerle uğraşmayıp asıl aileyi geçindirecek iş ile uğraşılmalıdır.
    elekçi karısı : çok gezen kadın
    El ağzına bakan sel ağzına yuva yaparmış: Başkalarının sözüne bakan kişi doğru karar veremez.
    Elin unuyla ananın kırkını yapma : Başkasının malıyla kendi işini görmenin yanlışlığını anlatır.
    Elli altıya boğmak : Konuyu saptırıp ortalığı karıştırmak.
    Eskiden ahiretteymiş, şimdi Eğret’te : Geçmişi karanlık olup da şimdi iyi insanmış gibi görünenler için kullanılır.
    Gaç gızım gaç : Bir hareketin karşıdakine yakıştırılamadığını anlatır.
    Gavur Bungar’a mı geldi? : “Bungar” kasabanın güneyinde bir su kaynağıdır. Kasaba Yunan işgali yaşadığından, bu olaya telmihte bulunularak aceleye gerek olmadığı, işlerin yavaş yavaş da ilerleyebileceği bu sözle anlatılır.
    Gavur hamamı gibi : Bir yerin veya havanın çok sıcak olduğunu belirtmek için bu söz kullanılır.
    Gudum galdırmak : Tozu dumana katmak, gürültü patırtı etmek.
    Hırt karınlı : Kıskanç, kötü düşünceli.
    İlaca yaramamak : Hiçbir işe karışmamak.
    İnsan insanın ağısını alır : Birisiyle dertleşildiği zaman onun zehirini almış gibi rahatlamasını sağlarız.
    İnsana benzemedik : Hakaret amacıyla karşıdakini insandan başka bir yaratığa benzetmek.
    keser görmüş, tasar görmemiş : eğitimsiz, düşünmeden davranan
    Nerede çalgı, orada galgı : Bütün endişelerden uzak, gününü gün eden kimselere karşı söylenir.
    onmadık : her zaman aynı hatayı yapan
    Sonradan görme, gavurdan dönme : Sonradan görmelerin ne kadar yanlış davrandıkları böyle bir benzetme ile anlatılmış
    Soyunku soya, sümüğünkü sümüğe : Çocukların anne ve baba tarafından mutlaka sülülesine çekeceğini anlatır.
    Şubatın sıpası, martın arpası : Bazı işlerin zamanında yapılması gerektiğini anlatan bir deyim.
    tekne kazıntısı : son çocuk
    usturası belinde : belalı
    yağır gibi olmak : çok kirlenmek
    Yalanına gıran girsin : Çok yalan söyleyeni protesto etmek gayesiyle söylenir.
    Yılan ağzında gibi çığırmak : Korkmuşcasına bağırmak.
    yontulmadık : eğitimsiz

    Bazı kişi isimlerinin söylenişinde de çeşitli değişiklikler göze çarpmaktadır. Bu durum bazan ismi sesli uyumuna uydurma gayretinden bazan da sessizlerin benzeşmesinden veya ismi kısaltma arzusundan kaynaklanmaktadır:


    Fatı/Fatma Âşa/Ayşe İban/İbrahim
    Ellez/İlyas Essan/İhsan


    – -lar, -ler çokluk ekinin sonundaki –r harfi yutulur:
    Çiçekle büyüdü. Çocukla gelmiş. Erkekle ağlamaz.
    Pullukla gırıldı. Haberlede çıkmış.
    Bazı birleşik fiillerdeki –r harfi de aynı şekilde ortada yutulur:
    Durvedim/duruverdim gelivedile/geliverdiler


    Bu duruma bazan normal kelimelerin ardasında da rastlanır:
    dutala/tutarlar sevele/severler getdile/getirdiler
    otdum/oturdum götdülü/götürdüler
    Bütün bu –r düşmelerinden sonra ortaya çıka sesli harfler yutulmasıyla normalden biraz daha fazla uzatılarak söylenir.


    – Şimdiki zaman eki olan –yor ekindeki –r harfinin yutulmasıyla çoğu zaman bir hecenin eksiltildiği görülür:
    oturyoz/oturuyoruz biliyoz/biliyoruz gidiyonuz/gidiyorsunuz


    – Fiil çekimlerinde 1. tekil şahıs eki olan –m harfi –n ye dönüşür:
    bulurun/bulurum döyerin/döverim
    biliyon/biliyorum doycan/doyacağım


    – Gelecek zaman çekiminde ise hece düşmesi görülür:
    sürcen/süreceğim sürcez/süreceğiz
    sürceng/süreceksin sürcengiz/süreceksiniz
    1. tekil şahıs istek kipinin çekiminde özel bir durum görülür:
    gideyim/giden satayım/saten oturarayım/oturen
    Bu kipin 1. çoğul şahıs çekiminde de benzer bir durum vardır:
    Gidelim/gideming kalkalım/galkamıng bulalım/bulamıng


    Konuşulan Türkçe’nin en önemli özelliklerinden biri de “nazal n” denilen ve bugünkü alfabemizde yani yazı dilinde gösterilmeyen sese bolca yer verilmesidir. Bu ses genizden çıkan, n ile g sesinin karışımı bir sestir. İçinde bu sesin bulunduğu bazı kelimeler şunlardır:
    bengiz, gengiz, dengiz, donguz, ang(tarla sınırı), singir, bilding, güldüngüz, angıtmak, bungar (pınar), bungalmak, seng, önglük, dingelmek, dingmek
    Yukarıdaki örneklerle gösterilen özellikler Türkçe’nin söylenişinde hemen hemen kurallaşmış değişikliklerdir. Kullanılan dilin özellikleri yukarıda olduğu gibi sadece seslerle ilgili değildir. Bunun yanında ve belki bundan daha önemli, kelimenin ve cümlenin anlamına yönelik özellikler de vardır.

    Bu özelliklerden bazılarını tanımaya çalışalım.
    – Aslında sesli uyumuna uymayan bazı kelimeler Anıtkaya ağzında sesli uyumuna uydurulur:
    dana, dene/tane horuz/horoz mezer/mezar
    alma/elma halva/helva hangı/hangi
    hana/hani
    – Yukarıdaki uygulamanın tam aksine bir işlemle, aslında sesli uyumuna uyan kimi kelimeler özel bir söyleyişle uyuldan çıkarılır:
    taleş/talaş tıreş/tıraş ağeç/ağaç
    areç/araç barec/baraj yaneşmek/yanaşmak
    bulameç/bulamaç garec/garaj garez/garaz
    goley/kolay galey/kalay gale/galat
    arkıdeş/arkadaş
    – R- ve L- harfleri ile başlayan bazı yabancı kelimelerin başına özel bir sesli harf getirilir. Bu, aynı durumdaki bütün yabancı kelimeler için söz konusu değildir:
    Irmızan/Ramazan Ercep/Recep ilman/limon
    Iraf/raf İresil/Resul Iraziye/Raziye
    Irza/Rıza ırıfıdan/rafadan İrefiye/Rafia
    İlazım/lazım ırafan/rahvan Irabbim/Rabbim
    – Kelime başındaki çoğu sert sessizler yumuşar. Bu, en çok “k” ve “t” sessizlerinin yumuşaması şeklinde görülür:
    gafa/kafa guru/kuru garı/karı
    gancık/kancık gel/kel garşı/karşı
    goyun/koyun gaşşık/kaşık gurum/kurum
    duz/tuz deyze/teyze davşan/tavşan
    daban/taban dukar/tarak dartmak/tartmak
    desdire/testere bazar/Pazar ciban/çıban
    – İlk heceden sonraki hecelerde bulunan bazı yuvarlak seslilerde düzleşme görülür. Bu , bir bakıma kelimeyi küçük sesli uyuma uydurma gayretidir.
    garpız/karpuz gavın/kavun hamır/hamur
    yamır/yağmur yavız/yavuz yavıklı/yavuklu
    tavık/tavuk gapıt/kaput gavız/kavuz
    tabır/tabur tapıt/tabut sabın/sabun

    Konu hoş üye arkadaşların da katılımıyla güzel bir köşe olur inşaallah..Benim aktaracağım edebiyat öğretmeni arkadaşımın notları,birikimi ve benim de aklımda kalan,anne babadan bugüne kullanılanlar..
    Önce işin uzmanından dilimizin nasıl kullanıldığı,geçmişi ..


    Afyon,Anıtkaya(Eğret köyü olmuştur)kasabası..Bir zamanlar sitemiz faaldi ve bu çalışma orada da yer almıştı.Emeği geçenlere teşekkürler.


    Anıtkaya’da konuşulan Türkçe, diğer bütün bölgelerde olduğu gibi bir kendine haslık arz eder. Fakat böyle bir değişiklik hiçbir zaman ayrı bir şive hüviyetine bürünmez.
    Batı Türkçesi, içinde, kelimelerin değişik telaffuzundan “ve” ye bilinen bir kelimeye ayrı bir anlam yükleme şeklinde kendini gösterir.



    700 yıldır Türkçe hakimiyeti var
    Anıtkaya halkının kelimeler üzerindeki bu tasarrufu şüphesiz yakın bir tarihe dayanmıyor. Kasabanın bilinen tarihi en az 700 yıl öncesine dayandığına göre Türkçe, bu topraklarda en az yedi asırdır işleniyor demektir. Bugün yazı dilinde kullanılmayan ancak Türkçe oldukları bilinen bazı kelimelerin halk ağzında kullanılıyor olması ve bu kullanılışın başka yerlerde görülmemesi bu yörenin Türkçe ile birlikteliğinin ne kadar eski olduğuna güzel bir işarettir.


    Türkçemizde, bazı gerçeklerin değiştiğini anlatan güzel bir söz vardır: “Eski çamlar bardak oldu.” Bugün “bardak” kelimesinin anlamı bellidir. Ama Anıtkaya’da bu kelime daha değişik bir anlamda hala kullanılmaktadır. Çam ağacının içi, oyularak boşaltılır. Üstünden iki, altından bir delik bırakılır ve alttaki delik çam kabuğuyla kapatılır. Islanınca şişecek olan bu kabuktan kapağın açılma ihtimali kalmaz. Kırılma riski olmayan, suyu ısıtmayıp termos vazifesi gören kullanışlı bir su kabı elde edilmiş olur. İşte bu su kabına Anıtkaya’da “bardak” denmektedir. Yukarıdaki sözün anlamı ile bu anlamın benzerliği dikkat çekicidir.


    Eski Türkçe’de kullanılan “bung” kelimesi vardır ki “sıkıntı” anlamına gelir. Bugünkü Türkçe’de bu kelime, “bunamak” ve “bunalmak” kelimelerinde yaşamaktadır. Ancak Anıtkaya’da günümüzde sadece rüzgarsız havalar için kullanılan “bungun” kelimesinin anlamı yukarıdaki kelime ile örtüşmektedir. Görüldüğü gibi Türkçe Anıtkaya toprağına sinmiş ve Anıtkayalılar Türkçe’ye kendi söyleyiş özelliklerini katmışlardır.
    Atlaya zıplaya yazalım da sıkıcı olmasın okunması :)